İçeriğe geç

Davranışsal önyargı nedir ?

Davranışsal Önyargı Nedir? Bir Günün İçindeki Duygusal Fırtına

Kayseri’nin sabahları… O kadar soğuk ki, şehrin her köşesinden karla kaplı dağlar görünüyormuş gibi hissediyorum. Bu şehre duyduğum sevda da tıpkı sabahları gibi donmuş bir halde. Gerçekten ne zaman, hangi köşe başında neyle karşılaşacağımı bilmiyorum. Bugün de öyle oldu. Ama bu yazıda başka bir şeyi anlatacağım, bir tür önyargının hayatımda nasıl yer ettiğini.

İsmim Zeynep, 25 yaşındayım. Kayseri’nin bağrında doğdum, büyüdüm ve hala buradayım. Kocaman bir şehirde, içinde milyonlarca insana rağmen yalnız olmayı öğrendim. Ama insan yalnızken, işte, gerçekten kendini daha çok tanıyabiliyor. Bugün de bir öğle vakti, yıllardır biriktirdiğim düşüncelerin, beklentilerimin ve hayal kırıklıklarımın bir yansıması oldu. Davranışsal önyargı… Ne kadar da yabancı geliyordu bana bu terim. O kadar basit bir şey ki, aslında. Bir şeyin ya da birinin hakkında daha önce duyduğun, gördüğün ve hatta düşündüğün her şeyin, şu anki yargılarını nasıl şekillendirdiğini anlamadığın zaman, işte o zaman başlıyor her şey.

Bir Anlık Karar: Gerçekten Tanıyor Muyum?

Bugün, sabah saat 10:30 civarıydı. Yağmur yağmaya başlamıştı. Hava biraz soğumuştu, ama buna rağmen dışarıda bir sürü insan vardı. Ben de alışveriş yapmak için yola koyuldum. Bakkala uğrayıp ekmek alırken, birden karşıma çıktı. Selim… Kendisini yaklaşık iki yıldır tanıyorum ama hiç de fazla konuşmamıştık. O gün, bakkalda karşılaştığımda çok garip bir şekilde göz göze geldik. “Zeynep,” dedi, “nasılsın?” Sadece kısa bir selamlaşma yapmayı beklerken, birden gözleriyle beni içine çekmeye başladı.

Aslında, Selim’i tanımadığımı çok iyi biliyordum. O an öyle hissetmiştim. İçimde bir rahatsızlık vardı. “Selim, seninle neredeyse hiç muhabbet etmedik ama birden nasıl bu kadar samimi olduk?” diye düşündüm. Neden bir insanla ilk karşılaşmamda bile, o kişi hakkında hemen bir yargıya varmam gerekiyor? Kendimi biraz garip hissettim. Bir şeylerin farkında olmam gerektiğini hissettim ama o anın içindeyken her şey sanki çok doğal gibiydi. Kendimce, “Selim zaten böyle biri,” dedim. Ve sanırım o düşüncem de davranışsal önyargının tohumlarını ekmeye başlamıştı.

Davranışsal Önyargı: Neden Böyle Davranıyorum?

Selim’le biraz daha konuştuğumuzda, ona karşı davranışlarım değişmeye başlamıştı. İçimde bir his vardı. Sanki Selim’in biraz fazla sosyal biri olduğuna dair bir kanıya varmıştım. Ama bu kanı nereden geliyordu? Çünkü bugüne kadar duyduğum her şey, çevremden gördüğüm her davranış onun hakkında bir yargı oluşturmuştu. Belki de, o kadar çok insanın yaptığı gibi, dışarıdan gelen her izlenime göre bir şeyler düşünüyordum. Ama içimden bir ses, “Zeynep, sen Selim’i tam olarak tanımıyorsun. Neden böyle davranıyorsun?” diye bağırıyordu.

Ve işte o an, davranışsal önyargıyı fark ettim. Bir insanın geçmişteki tutumlarından, söylediklerinden ya da başkalarının söylediklerinden etkilenen zihinsel bir filtre vardı. O filtreden geçerek, birini ya da bir durumu yanlış bir şekilde değerlendirmek… Tam da bunun içindeydim. Ama itiraf etmeliyim ki, bu an bana bir şey öğretti. İnsanlar, bazen, birine yüklediğimiz anlamları farkında olmadan yaratıyoruz.

Selim ve Ben: Farklı Bir Bakış Açısı

Birkaç dakika daha sohbet ettik, ama içimdeki hisler beni rahatsız ediyordu. Sonra o, beni bir kahve içmeye davet etti. İçimdeki o önyargı, sesli bir şekilde “Gitme!” diye bağırıyordu. Neden mi? Çünkü Selim’i, insanlar hakkında kötü konuşan, şüpheli biri olarak biliyordum. Çünkü çevremde, onun hakkında olumsuz konuşanlar vardı. Bir de o kadar farklı çevrelerden biri olduğundan, bana daha uzak bir figür gibi geliyordu. İçimdeki sesi dinleyip, reddettim. “Yok, ben daha sonra içerim,” dedim ve hemen oradan uzaklaştım.

Ama eve dönerken, içimde bir boşluk vardı. Keşke gitseydim, keşke daha açık olsaydım. Aslında, davranışsal önyargının beni nasıl etkilediğini bu şekilde fark ettim. Yargılarım, çevremde duyduğum ve gördüğüm her şeyin üzerine inşa edilmişti. Oysa hiç tanımadığım birine, böyle bir etiket yapıştırmak bana haksızlık gibi gelmeye başladı.

Davranışsal Önyargı Nedir? Kendi Yargılarımıza Karşı Durmak

Evde otururken, düşüncelerim hep aynı yöne kaydı. Selim’in davranışlarının, insanların söyledikleriyle alakası olup olmadığını düşünmek istedim. Davranışsal önyargının ne kadar yaygın olduğunu fark ettim. Birçoğumuz, geçmiş deneyimlerimiz, duyduklarımız ya da sadece başkalarının söyledikleriyle yargılarımızı şekillendiriyoruz. Bu, aslında bir tür zihinsel tuzak. Çünkü ne kadar çabuk karar verip birini kategorize edersek, o kadar az yer bırakıyoruz insana. Oysa insanlar, her an değişebilirler. Farkında olmadan, belki de daha önce kendimiz de bu tuzağa düşmüşüzdür.

O gün, Selim’i daha dikkatli bir şekilde gözlemledim. Belki de gerçekten içimdeki yargılardan özgürleşmem gerekirdi. Ve sonra bir şey fark ettim: Selim, gerçekten o kadar kötü biri değildi. Sadece sosyal çevresi farklıydı ve bazen insanlara yüklediğimiz önyargılar, onların kim olduklarını anlamamıza engel olabiliyor.

Sonuç: Davranışsal Önyargıya Karşı Duruş

Bugün, Kayseri’de bir gün daha bitti. İçimdeki karmaşa da. Selim’in davranışları beni çok etkilemişti, ama esas etkilenen ben oldum. Davranışsal önyargı nedir, diye soracak olursanız; bu, insanın hayatını, kendine bile ne kadar kolayca engel koyduğunun bir örneği. Bunu fark ettiğimde, içimde bir rahatlama oldu. Belki de ilk adım, insanları daha açık fikirlilikle görmekti. Bu yazıyı yazarken, belki de birileri okur ve kendine de bir şeyler çıkarır. Davranışsal önyargı, sadece bir kelime değil; bir zihinsel hapishane. O yüzden bazen, birinin senin düşündüğün gibi olmayabileceğini kabul etmek, en büyük özgürlüktür.

Ve şu an fark ediyorum, belki de o kahveye gitmeliydim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet